26 Ekim 2025 Pazar

HE CURİOUS CASE OF BENJAMİN BUTTON

Hayatlarımızı belirleyen bazen yakaladığımız fırsatlardır, bazen kaçırdıklarımız; bazen evetlerimizdir, bazen hayırlarımız ve her durumda mutlak olan gerçek: hayatın bir sonu vardır.

    Yıl: 2008

    IMDb: 7.8

    Yönetmen: David Fincher

    Süre: 2 saat 46 dakika

F.Scoot Fitzgerald'ın 1922 de yayımlanan aynı adlı kısa öyküsünden Oscar ödüllü senarist Eric Roth tarafından sinemaya uyarlanan ters kronolojik bir film: Zaman ilerledikçe ve yıllar geçtikçe her şey eskir, her canlı yaşlanır, Benjamin BUTTON hariç!

Ağır bir metafizik meditasyon; zaman, ölüm, kader, kayıp, aşk, sevgi ve insanın fani varoluşu.

"Sevdiklerimizi kaybetmek zorundayız. 
Yoksa değerlerini nasıl anlarız."

Zaman düz bir çizgi mi olmak zorunda, yoksa bizlerin zamanı algılayışı mı düz? Zaman tersine de aksa, düz de devam etse son değişmez: Ölüm her durumda varoluşun ufkudur. (Heidegger)

Belki saatler ters çalışsaydı mutlu olabilirdik.
Gözlerimizi açtığımız andan, kapattığımız ana kadar dünyayı sevebilirdik.
Seksen yaşında doğup, yavaş yavaş onsekizimize doğru ilerlersek,
Hayat sonsuz bir mutluluk olurdu.
Ama olmadı, olmayacak.

Film bize; insan yaşam yolunda bedensel olarak çocukluğa, zihinsel olarak olgunluğa doğru yürür, zamanı kazanırken yaşamı kaybeder ve aşk, zamanla uzlaşmak zorunda olan bir trajedidir der ve bu haliyle Camus'un "Hayat mantıklı bir bütün değildir, ardışık olaylardan ibarettir, anlamı insan yükler." fikrine yaklaşır.

Mesele bir enstrümanı ne kadar iyi çaldığımız değildir, çalarken ne hissettiğimizdir. Ya da bir şarkıyı ne kadar iyi söylediğimiz de değildir, söylerken ne hissettiğimizdir. Yaşamda böyledir, mesele ne kadar uzun ya da kısa yaşadığımız değildir, yaşamın bize ne hissettirdiğidir. Mesele yaşamdan ne aldığımız ve ona ne kattığımızdır.

Her ne olursa olsun, kendin olmak için asla geç değildir.
Ya da benim durumumda asla erken değildir.
Bunun zamanı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin.
Değişebilir ya da aynı kalabilirsin.
Bu işin bir kuralı yoktur.
Hayatını iyi ya da kötü yaşayabilirsin.
Umarım gurur duyacağın bir hayat yaşarsın.
Ve eğer yaşamadığını düşünürsen,
Umarım içinde her şeye yeniden başlayacak gücü bulursun.

Benjamin BUTTON'un hikayesi "keşke gençliğimi yaşlı aklımla yaşayabilseydim" ya da bir diğer ifadeyle "keşke bu günkü aklımla şu yaşta ya da şu günde olabilseydim"diyen insanlara verilmiş ironik bir cevabı da taşır içinde: bu asla bir çözüm olmazdı, sadece başka türde bir trajedi olurdu.

Ve yaşam yolculuğuna 80 yaşında başlayan genç Benjamin'den son bir söz: ne yöne koşarsanız koşun, zaman sizi tüketecek; o halde iyi yaşayın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ÇAY MI, KAHVE Mİ SEVERİZ?

Çay meşrubat-ı umûmi içinde bir iksir-i âzamdır. Bu yüzden, hiçbir içecek tutmaz çayın yerini. Kahve belki biraz zorlar, Ama tutmaz. Çünkü; ...