İlkelerine bir kez olsun ihanet eden insan, hayat ile olan saf ilişkisini yitirir. Bir insanın kendine karşı hile yapması; hikayesinden, hayatından, her şeyinden vazgeçmesi demektir.
Andrey Tarkovski
Yıl: 1975
IMDb: 7.9
Yönetmen: Andrey Tarkovski
Süre: 1 saat 48 dakika
Sıcak bir fincanı cam bir masadan kaldırırsınız ve 20 saniye fincanın masada bıraktığı buğunun geçmesini izlersiniz. Peki neler düşünürsünüz o sahneyi izlerken? Muhtemelen hayatı.
İşte o buğunun kaybolmasını izlemek gibi bir şey Tarkovski'nin Ayna'sını izlemek ve aynada kendimiz ile yüzleşmek, hele ki fonda Bach'in ölümsüz eserlerinden biri çalarken.
Tarkovski, klişe tabirle "tam bir sanat eseri" diyebileceğimiz ZERKALO'nun gösterime girebilmesi için zamanında epey bir mücadele vermiş. Çekimlerin bitmesinden bir yılı aşkın bir süre sonra ancak izleyicilerle buluşan film, o günden bugüne sinemada herkesin benimseyip sahiplenemeyeceği, kendine özgü bir hayran kitlesi oluşturmuş durumda.
Peki Zerkalo'nun gösterimine izin verilmemesinin nedeni neydi?
Nedeni; zamanın sinema otoriteleri tarafından senaryonun karışık, alışılmadık, yavaş ve anlaşılmaz bulunması!
Çünkü hiçbir sanat eseri, hiçbir buluş, hiçbir yapıt ortaya çıktığı çağda anlaşılmış ve değer görmüş değildir; tıpkı Zerkalo gibi.
Uzun uğraşlar sonucu nitekim gösterime giren Zerkalo’nun Moskova’da yapılan galasında Tarkovsky filmle ilgili soru yağmuruna tutulur.
Gösterimden sonra tüm bu soruların cevaplanması ve eleştirmenlerin filmi tartışması o kadar uzun sürer ki, bir ara temizlik görevlisi kadın salona girerek oradakilere salonu temizleyeceğini söyleyip işlerinin ne zaman biteceğini sormak zorunda kalır. İçerdeki eleştirmenlerden biri temizlikçi kadına:
- “Burada çok karmaşık ve anlaşılması zor bir filmi tartışıyoruz, ne zaman biteceği belli olmaz.” gibilerinden bazı şeyler söyler.
Bunun üzerine filmi arka taraftan izlemiş olan temizlikçi kadın:
- “Bunda bu kadar anlaşılmayacak ne var ki?” der.
Şaşkın bir şekilde kadına filmden ne anladığını soran eleştirmenlere temizlikçi kadının verdiği cevap ise şudur:
- “Sevdiklerinin ve onu sevenlerin hakkını asla ödeyemeyeceğini düşünen bir adamı ve onun; onları yeterince sevemediğini düşündüğü için vicdan azabı ve acı içinde kıvranan ruhunu anlatıyor” der.
Bunun üzerine orada bulunan, Rusya’nın yönetmen ve eleştirmen olarak önemli sinema adamları Tarkovsky’ye bakarlar.
Tarkovsky:
- “Bu sözlere ekleyecek başka hiçbir şeyim yok” diyerek konuşmayı bitirir.
----------0----------
Gerçek sanat; anlaşılmak için ne entelektüel bir birikim, ne bilgi, nede bir ön hazırlık talep etmez. Talep ettiği iki şey vardır; o da anlamaya açık bir akıl ve görmeye hazır bir kalp.
Bir filmin; bir hastalık, bir cinayet, bir arkadaşlık, savaş ve barış gibi somut olayları anlatması elbette ki kolay değildir ama acı gibi, hüzün gibi, vicdan gibi, iman, inanç, aşk, sevgi, sadakat gibi ruhla ve kalple ilgili, soyut kavramları perdeye yansıtabilmek; işte bu bambaşka bir meseledir.
“Mühürlenmiş Zaman” adlı kitabında Tarkovski filmini şu cümleler ile açıklar:
- ” Kendisi için değerli olan insanların hakkını ödeyemeyeceğini, kendisine gösterilen sevgiyi ve verilen onca şeyi hiçbir zaman gereğince karşılayamayacağını düşünen bir insanın çektiği acıları anlatmak istiyordum. Bu insan, onları yeterince sevmediğine inanıyor ve bu, onun için gerçekten acı veren katlanılması zor bir düşünce”
Çocukluğun o masum umutları, beklentileri ve sonrasında gelen acı dolu bir hayatın bir şiir gibi aktarılması Ayna filmini benzersiz kılan özelliklerden birisidir sadece. İnsanı insan yapan tüm unsurların; anıların, rüyaların, umutların, hayallerin… organik bir bütünlük oluşturduğu filme, Tarkovsky’nin babası olan ünlü Rus şair Arseni Tarkovsky’de kendi seslendirdiği şiirleriyle ayrı bir ruh katar.
Ağırdır ayna,
Evet zordur!
Ama bu ağırlığa ve zorluğa rağmen
Kendi yüzümüze çekinmeden bakmaya çağırır bizi.
Bizde bakmak isteriz kendimize o aynadan;
Ne gösterecek bize
Nasıl göreceğiz diye kendi gerçekliğimizi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder